Writings

Koken Ergun's Texts and Writings

Interview for the Exhibition Datalogue “Overtime Work” – turkish version

leave a comment »

ELMAS DENIZ -Bize birazcik islerinden bahsedebilir misin?

 

KOKEN ERGUN – Ben bu soruya bir soruyla karşılık vermek isterim: Bu yaptıklarımı neden yapıyorum? Bence sanat üretimi varoluşçu bir sıkıntıdan kaynaklanıyor. Ruhu havasızlıktan bulanmış bireyler çıkış yolu olarak yaratıcı eylemlere başvuruyorlar. Bunu Albert Camus L’Etranger’de çok güzel açıklar. “Bayram Değil Seyran Değil Eniştem Beni Niye Öptü?” misali, bir adam bir başka adamı pat diye vurur. Ama bu işte öyle pat diye olmuyor aslında. Adam o anda, içinde yaşadığı dünyanın kendi üzerindeki bütün baskılarını kafasının üstünde hissediyor. Tepesi atıyor, birini vuruyor. Burada önemli olan birinin vurulması, ya da bir insan evladının ölmesi değil. Sıkıntıdan bulanmak, ve bunu dışarı vurmak eylemi. Suç ve Ceza‘daki Raskolnikov’u hatırlayalım… “Batsın Bu Dünya” durumu biraz da. ‘Dünya bulantısı’ diyorum ben buna. İşte genelde bu tür bulantılar yaratıcı eylemi tetikliyor. Benim ilgilendiğim yaratıcı eylemler de bu tür bulantılardan kaynaklanan şeyler. Şan şöhret için yapılan bel kıvırmalar değil. Bildiğin gibi “binlerce dansöz var”…

 

Ben ise sinirimden yapıyorum. İşlerimde ele aldığım konular hep beni kızdıran şeyler. Ben Askerim’de askerliğe olan sinirim var. Bir de babama olan korkum. Bayrak’da milliyetçiliğe olan garezim var. WEDDING’de erkek egemen toplum düzenine olan sinirim var. TANKLOVE’da askeri darbelere karşı tepkim var. Var da var… Şimdi ben bunları yapmazsam rahat uyuyamam. Belki de birilerine zarar veririm. Bu işleri her gösterişimde bir nebze rahatlıyorum. Belki de içimdeki şiddet duygusunu dizginliyorum. Şu terimi ilk kez Vasıf Kortun’dan duymuştum: Exorcism. Bir çeşit ruh çıkartma. Toksinleri atarak arınma da diyebiliriz buna. Bunaltıyı kusma da diyebiliriz. Sanatçının ruh hallerini çok iyi açıklayan bir terim. Kısacası ben exorcism için yapıyorum bu yaptıklarımı.

 

 

ED – Nelerle ilgileniyorsun son zamanlarda?

KE – Bir kaç sene önce artık yeni işlerimi Doğu Akdeniz’de üretme kararı verdim. O günden beri bu coğrafyada çalışıyorum. İsrail işgali altındaki bölgelerde faaliyet gösteren B’tselem İnsan Hakları Örgütü’nün video arşivinden yaptığım seçkiler var örneğin. B’tselem, 2007 yılından beri yerleşimlere yakın yaşayan Filistin’li ailelere kameralar dağıtmakta. Bu kameralarla gündelik hayatlarında başlarına gelen insan hakları ihlallerini kaydetmeleri isteniyor. Kameraya yakalanan anlar yasal kurumlara başvurulduğunda kanıt olarak kullanılıyorlar. Ama aynı kameralara bazen beklenmedik şeyler çekildiği de oluyor. İşte ben bu beklenmedik ve kişisel kayıtlardan bir seçme yapıp, bunları bir konferans şeklinde ya da bazen sergi içerisinde yerleştirilme olarak sunuyorum. Bu konuşmalara davet ettiğim antropologlar, film teorisyenlenleri ve seyirci ile dokümantasyondan başka kültürlerin temsiline; telif haklarından ham kayıtların özelliklerine kadar bir çok konuda fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bir nevi sanat dışı bir proje bu.

 

Bir de sergide göreceğiniz Binibining (Vadedilmiş Topraklar) projesi var. Proje hem bir kitap hem de videodan olusuyor. Sergide gördüğünüz video aslında bitmemiş hali. Bitmemiş bir işin seyirci karşısına çıkması, bende yeni gelişen bir süreç. İlgimi çekiyor. Sanat pratiğine ilk başladığımda süreci tamamem bitirmeden seyirci karşısına çıkartmazdım. Bu beraberinde tabii ki bir tür performans stresi getirirdi. Ama şimdi bunu geliştirici ve ilerici bir süreç olarak kabul ediyorum.

 

Serginin konusu olan sanatçının çalışma rejimi ile ilgili olarak da, çalışmanın imandan geldiğini düşünüyorum. İnanç ile sanat üretimi arasında yakınlıklar var. Bilimle sanatı buluşturmak isterler genelde. Bence bu başarısız bir çaba. Zira pozitif bilimler sonuç ister, bilmek ister, kanıtlamak ister. Sanatta ise kanıtlama kaygısı yoktur, olmamalıdır. İman bazı şeyleri sorgulamadan kabul eder, bu nedenle sanat gibi daha abstract bir olgudur. Aşk da buna benzer. Aşk için çalışılmaz, yaşanır. İman için de yaşanır. Sanat da bunlara benzer. Yaşamının vazgeçilmez bir parçası olursa sanat, o zaman zaten çalışırsın. Ama çalışmak için çalışmış olmazsın. Zaten o senin doğal halindir. Aşkı arar gibi, imanı arar gibi…

Written by studioergun

January 27, 2012 at 11:51 am

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: